Biyolojik entegrasyon, çimentosuz eklem protezlerinde uzun dönem klinik başarının temel belirleyicilerinden biridir ve kemik-implant arayüzünde gelişen osseoentegrasyon süreci ile doğrudan ilişkilidir. İmplant stabilitesi, cerrahi sırasında sağlanan primer mekanik stabiliteyi takiben, kemik dokusunun implant yüzeyine tutunması ve yüzey içine doğru büyümesiyle gelişen sekonder biyolojik stabiliteye bağlıdır. Osseoentegrasyon; hematom oluşumu, enflamatuvar hücre göçü, osteojenik farklılaşma ve kemik remodelingi gibi çok basamaklı biyolojik olayları içeren dinamik bir süreçtir. Bu süreçte implant yüzeyinin topografisi, kimyasal özellikleri ve poröz mimarisi, hücresel yanıtı ve biyolojik fiksasyonun kalitesini belirleyen kritik faktörlerdir. Günümüzde artroplasti implantlarında kullanılan yüzey teknolojileri; kumlanmış ve asitle aşındırılmış yüzeyler, titanyum plazma sprey kaplamalar, sinterlenmiş boncuk ve lif yapıları, biyoseramik kaplamalar, poröz metaller ve katmanlı üretim ile elde edilen 3 boyutlu (3D) basılı yüzeyler gibi geniş bir yelpazede çeşitlilik göstermektedir. Özellikle poröz mimariye sahip implantlar, kemik ingrowth ve mekanik kilitlenmeyi destekleyerek güvenilir biyolojik fiksasyon sağlamaktadır. Bununla birlikte, por çapı, porozite oranı ve mekanik dayanım arasındaki dengenin implant materyaline özgü olarak optimize edilmesi gerekmektedir. Bu derlemede, modern eklem protezlerinde kullanılan başlıca yüzey teknolojileri, osseoentegrasyon mekanizmaları ve klinik yansımaları güncel literatür ışığında ele alınmış; ayrıca biyofonksiyonel kaplamalar, nanoteknoloji ve ileri üretim teknikleri gibi gelişmekte olan yaklaşımlar tartışılmıştır.