Pelvik yetmezlik kırıkları ile pelvis ve femur boynu stres kırıkları, farklı patofizyolojik mekanizmalara sahip olmalarına rağmen klinik olarak benzer şekilde non-spesifik bulgularla ortaya çıkabilen önemli ortopedik durumlardır. Pelvik yetmezlik kırıkları çoğunlukla osteoporoza bağlı olarak ileri yaş grubunda görülürken stres kırıkları, daha çok genç ve aktif bireylerde tekrarlayıcı mekanik yüklenmeler sonucunda gelişmektedir. Her iki kırık türünde de hastalar genellikle kalça, kasık veya bel bölgesinde lokalize, aktiviteyle artan, dinlenmeyle kısmen gerileyen ağrı ile başvurmaktadır. Tanıda en önemli güçlük, erken dönemde direkt radyografilerin normal olabilmesi ve bulguların gecikmeli olarak ortaya çıkmasıdır bu nedenle manyetik rezonans görüntüleme, erken dönemde kemik iliği ödeminin ve kırık hattının gösterilmesinde en duyarlı tanı yöntemi olarak öne çıkmaktadır. Bilgisayarlı tomografi ise kırık hattının üç boyutlu değerlendirilmesinde ve cerrahi planlamada yol göstericidir. Pelvis yetmezlik kırıklarının tedavisinde temel belirleyici faktör, pelvik halka stabilitesidir; stabil kırıklar genellikle konservatif yöntemlerle, instabil veya ağrılı kırıklar ise cerrahi yöntemlerle tedavi edilebilir. Pelvis yerleşimli stres kırıkları çoğunlukla konservatif olarak tedavi edilirken femur boynu stres kırıkları, özellikle gerilim tipi olanlar, konservatif iyileşme potansiyeli düşük olduğundan sıklıkla cerrahi tedavi gerektirir. Erken tanı ve uygun tedavi yaklaşımı, komplikasyonların önlenmesi, mobilitenin korunması ve fonksiyonel sonuçların iyileştirilmesi açısından kritik öneme sahiptir.